Baktım ki hayattan uzaklaşıp gidiyorum...
Baktım ki yıllar yılı aradığım buymuş...
Buldum gidiyorum.
Bilmem söylemeye değer mi?
Bu sefer gidiyorum sonuna kadar.
Elveda demek için yazdım bu yazıyı.
Aranmak ya da sorulmak ya da konuşulmak için değil,
Bir şamar daha yemek için değil,
Aptalca hareketler yapıp hayatımın içine sıçmaya bu sefer cidden gidiyorum.
Kayacağım gözlerden sanırım bir yıldız gibi...
Ellerinizden tutmak gelmez canlarım,
İçinizden tutmak gelmez.
Artık konuşulacak çok az şey kalmış gördüm ki...
Artık aramak aranmak beklemek için çok uzak kalınmış birbirimize.
İnanmıyor değilim dostluğa sadece inandırılamıyorum herhalde.
Yine bir bahar kelebeği edasıyla göçüp gideceğim. nokta.
Bir daha etrafıma bakıp kolaçan etmem gerek bu boş tarlayı kalbimin tarlası amına kodumun tarlası...
Boş tarlasın sen hasat günü veremezsin bana ektiğim emeği.
Geri veremezsin sana açtığım samimiyetimi.
Konuşmaz bir kelime dahi etmezsin ne boş tarlasın gönlümün tarlası.
Kara toprak diye boşuna dememişler sadece bakarsın anlarsın asla laf etmezsin
Amına kodumun tarlası.
Issızdı yıllar yılı bir çiçek açmazdı.
Bilirim sokaklar da ıssızdır yanında yürüyecek adam azdır.
Yürümezler bile kıçlarını kırıp otururlar...
Hayatlarında bahar yoktur bu muhitin insanlarının.
Merak etmeyin dostlar cenge gidiyorum muzaffer döneceğim.
Bu bir elveda.
İki bahar önce ektiğim tohumların bu gün kışa yüz tutup solan çiçekler olarak doğduğunu gördüm...
Susmaktan başka ne gelir elden.
Susuyorum işte!
Yetti, canıma artık tak etti.
Tak etmese de tuk etti,
Tuk deilse de,
Ben ederim bişeyler sonunda...
Yok olmak istiyorum sadece uyumak belki de.
Gencin depresif anlarını bir daha dinlemek zorunda kalmayacaksınız.
Bir daha garip adamları ondan duymayacaksınız.
Bu sefer vapurla sonsuz bir yolculuğa gidiyorum.
Yeni umutlarımı çantama koymayı unutmuşum sanırsam.
Yanımda bir makyaj çantası sadece...
Oynayacağım oyunları düşünüyorum; söyleyeceğim yalanları.
Unutmak için uyku …
Uyanmak için güç gerek …
Güç içimde yok “uykum var”
Hepimiz küçük hayatlarımızda mutlu olalım en iyisi bu
Yollarımız ayrılsın artık istenmeyen yolcu vapuruyla geldiği gibi geri dönecek sanırım.
Mavi bir t shirt başında şapkasıyla şapkasıyla yoldan geçenlere eğilip selam veren yabancılar kadar nazik olun.
Bana bir elveda deyiverin...
Ben ağlayarak uzaklara giderim!
Yeni bir şeyler beni bekliyor.
Merhaba!
Yeni dünya.
Eski kokuşmuş dünya.
Eski tarlam merhaba.
Yine ekmeye geldim bir iki umut.
Yağmurlar çok yağdı tanrım !
Nadasa vakit kalmadı...
Yağmurlar beni yıktı tanrım...
Islattı artık sırılsıklam…
Soğuk mu ne?
Evet boş ve soğuk.
Boş ve soğuk bir nokta daha.
Elveda…
Ruhum diriliyor bedenim ölürken.
Gençliğim masumiyetim elden gidiyor.
Yaşlılık hiç bu kadar bastırmıyor.
Bilinmiyor nelere kadir sessizlik
Gülümsemeler nelere kadir duyulmuyor mu?
Sevilmiyor, boş noktalar hiç mi hiç sevilmiyor.
Nokta deniyor yine de noktaya nokta deniyor.
13 Temmuz 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder