Sabah, saat alti civarlari, kendimi aleksle disari attim metroya kadar yuruduK. O yanimdayken etrafimizi kaplayan kucuk buz kitlelerinin farkina varmadim, soguk da degildi evin ici. Hamambocegi ya da cogunuzun bilidgi samsa hallerinde yasayan insanlar icin radyator vardir, soguk yoktur, ben de onlardan biriyim. Ikili olan ve de ikizler olan cogu dusunceden uzak durmaya calistim. Evet, yurudum sadece amacim sigara almak. Aleksi ise yolca ettim;
Have a nice day at work honey,
Gimme a call
Yea I will
Bu cumleleri kuracagim aklima hic gelmezdi. Bu kadar dizi seyretmek ozellikle kafasi guzel zombiler olarak kucuk amerikada prison break damardan almak bana yaramamis olsa gerek. Wazemmes istastonunda donarken korktum, gecenin basiydi bu. Disari cikip cikmamak arasinda tereddut ediyordum. Tipik neptunyen sularda yuzme hareketim bu benim, determinasyonumun olum torpusu. Aleks geldi. Ona kizdim, tek basima kendimi savunamayacagimi biliyor, yalniz kalmamam gerek aslinda oyle yerlerde. Geriliyorum, paranoyagim, pelus bir kuzu olmadan karanliktan korunduguma hala inanmiyorum. Hayallerim var, hayallerimin gucu var. Buyu ve de kelleni ucursunlar aslinda. Hayir, daha yasamadigim bir cocuklugum var simarmaya yeni basliyorum. Bazilari kirkinda azar bazilari otuzunda ben ondokuzumda ve bu gercek bana garip geliyor. Sanki olmamasi gereken bir olaymis gibi, hani ben dogal degilim diyorum, oysa ki cok normal. Digerlerine bakiyorum. Onlar da azmislar aslinda, delirmisler cogu, evet. Ama bir sekilde hayatlarini butun tutmayi beceriyorlar. Ben neden dagitiyorum, suda cozunuyorum, efervesanligim genetik midir? Cocugum da boyle olur mu? Soruyorum. . .
Bir sekilde tartismalarla bakkal onune geldik. Hala kucuk bir prensesi oynamaktan kendimi alikoymadim. Koca sehirde tek tanidigim adamin yaninda uyumaktan aciz biriyim ve de bil bakalim ne yaptim? Bakkala girildi ve kendime sarap aldim. Aleks seksen sent istedi. Sadece metro param var dude diyerek kolayi ona almayi reddettim. Ama sarap daha ucuz geldi ustunde yazdigi fiyattan. Pek sorgulamadim bu durumu. Para ustunu aldim ciktim.
Alex weren't you gonna buy a coke?
Yea I was but you would't give me money
But I wasn't able to now I can go get you some coke
No way I'm going to be seen as a total dumbass if I go back in there
For god's sake take it and buy it unless you want me to look stupid
Seksen sentin hesabi da boylece yapilmis oldu. Hayat garip tabi. Ac kalinca cok daha farkli dusunuyorsun. Liz'lerin evine giden yolu yine bulamadim, kayboldum. Aleks de buna sinsice guldu. Neden mi? Cunku benimle yine oyun oynuyordu. Evi bulabilecek mi oyunu. "Bu kucuk kedi yavrusunu baska yerlere biraksam acaba koklayip bu mekani bulabilir mi?" sorusundan uzak kalan bir yan goremedim bu tavrinda. Apartmana girildi. Herkes ile sicak saatler. . . Uzun suredir gormemistim kucuk amerika'yi, iyi geldi desem yeridir.
Saatler burada gecti. Gri kapili bir kucuk amerika'nin icinde.
Olay akisi mi ariyorsun? Neden bana zaman kavrami senin icin ne sorusunu yonlendirmiyorsun? Iste bu, ruya gibi karman corman olan her surreel detay benim icin zaman, ya da misir gevrekleri. Misir gevrekleri cunku eger ki bir gun ac kalirsam diye onlari alip alip evde diziyorum, uzun sure de bitmemekle kalmayip bir de inatla sut koyunca cogaliyor gibiler. Boyle oluyor bana da, anilari koyunca zamandan mitozla cogaliyor gibiler zamanciklar, gecmis hucreleri saga dizilsin, gelecekler sola, su an'i da bana verin yasayayim bari. . . Diyemiyorum ki, misir gevrekleri sutun icinde dagiliyorlar. Kontrol edemiyorum, bozuk bir omletten daha beter. Ters cevrilmiyor. Yag koysan dahi suzemiyorsun. Sindirmek mumkun mu sabah sabah mideme giren misir gevreklerini?
Buldum, sabah ne yasadigimi buldum. Param yoktu, evet, faks cektim bankaya. Faksi ceken kadin turk, surekli gittigim internet kafenin icinde kendine has "ne kadar az turk, o kadar az sorun" felsefesi gelistirmis bir bayan kendileri. Aslinda gercekten o yilbasi hakkinda benden tek kutlama alacak insan olacakti. Tabi neyi kutladigim pek belli olmuyordu, uzun bir christmas noel karisimi tatilini kutluyordum herhalde yilbasindan daha cok. Ama o calisacakti. Onu da kutlayamazdim bu yuzden. Faks yollandi, kredi kartini kullanabilecegimi biliyordum. Dondugum ve de sabah ayazi fena oldugundan sigara almaktan daha cok sicak olan supermarketlerde isinmayi tercih ettim. Acimasiz bir kat sahibesinin apartman cikisinda "girin!" emri karsisinda butun gune olan sevkim kacti. Aldiklarimi buzdolabina yerlestirmeden yataga girdim. Sicak degildi, erkek yoktu. . . Uyudum, kadinin sesi kulaklarimda cinlayarak. Apartmana girmemeyi hayatimda bu kadar istedigim olmamisti. Sadece o bana oyle yapmami soyledigi icin degil, bunun kacinilmaz oldugunu bile bile, alay ede ede soyledigi icin.
Sabah en guzel kismiydi gunun. Cok fazla isle ugrasmadigim icin benim icin sabah insanlardan kacmak icin bahane yaratiyordu. Gerci sabah saatlerinde cogu insan calisiyordu, o yuzden bana ayiracak vakitleri yoktu. Ama calisan gece de calisiyordu, tatilde de calisiyordu. Kimsenin bana ayiracak vakti yoktu. Bir an dusundum acaba bu sahip oldugum asiri bos vakti onlardan mi caliyorum diye, sanirim onlar da benim yapmam gereken isleri benim yerime yapiyorlardi. Onlar ses cikarmadigi surece bu gizli anlasmaya uymaya karar verdim.
Dun neydi benim icin? Evet, "hic amator olmadigim" gundu. Bunu boyle aktarinca yanlis anlasilabilir, ben cidden hic amator olmadim, yeniyetme olmadim. Sorun burda zaten, eger bir gelisim olsaydi maziye mazi derdim, bir gerileme olsaydi da ayni senaryoyla karsilasirdik. Ama ben dogdum buyudum ve de kaldim. Tanri gibi dogurulmadim ve sonum da yok. Bu tanri'yi cok kisitlamis olsa gerek cunku beni cidden zorluyor. Hep istenilen yerde istenilen sekilde ve sabit durmak zorundasiniz. Rutinlerin krali aslinda tanri ya da sabitligin. Bir sekilde oluveriyor ve oluyor yani. O kadar. Bunu yapan bir insan ise yaratmak icin cok fazla vakte sahip oldugu icin rahatca oturuyor ve de sigarasini icmeye basliyor. Tembel oldugundan degil, dupeduz hakli oldugundan. Yapacak bir sey yok, kendi dunyandasin, didiniyorsun ve de bir bakiyorsun icindeki evrenimsi ucsuz bucaksiz yerlerde bir seyler olusmaya basliyor. Icindekiler arttikca kusuyorsu, bosaltman lazim bunlari da bir sekilde. Midenin tam kaburgayla birlestigi diyafram bolgesinde kucuk bir dunya yesermesini insanlarin cikmasini sana tapmalarini bekliyorsun. Dunyan oda oluveriyor. Zaman kavrami zaten yok. Ne farkim kalmis olabilir ki? Ufak bir tanri olmam icin ne yapmam gerekebilir ki daha? Ben hic yeniyetme olmadim, dogdugum gunden beri yeniyetme degildim. Bunu soyledim dunden ve de bir dizi olay sonunda uyurken gozlerimi hissetmiyor, ensemdeki kaslarim garip calismaya basliyordu... Stres dedim. Gerilmistim.
Su an uyandim, bu yazinin ucuncu gunu olsa gerek. Sirke icinde bekletiyoruz ki tursusu kurulsun kendisinin. Ya da yillanmis sarap. Evet size bundan bahsedecektim. Kadin kokusu, kadin kaslarim, kadin hallerim.
12 Mart 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder